Ülkemizi derinden sarsan depremin üzerinden 6 gün geçtikten sonra gerçekleşen kurtarma çalışmaları, birçok insanın hayatta kalma umudunu yeşertti. Enkaz altında günlerce bekleyen insanlardan biri de 24 yaşındaki Ali Yılmaz'dı. Sarsıntı sonrası büyük bir hızla yapılan müdahale sayesinde, Ali, ağır yaralı olarak enkazdan kurtarıldı. Fakat, kurtarıcılara karşı verdiği, yaşam mücadelesi herkesin dikkatini çekti. Kolunu ve bacağını kaybeden Ali, yaşama azmiyle herkese örnek oldu.
Ali, deprem anında evinde bulunuyordu. İlk sarsıntıyla birlikte evin çökmesi bir anı aldı. Ailesinin durumu hakkında hiçbir fikri yoktu. Gözleri kararan karanlıkta yalnızca hayatta kalma içgüdüsüyle haykırıyordu. Ancak kurtarma ekipleri, Ali'nin bağırışlarını işiterek, genç adamın bulunduğu noktayı belirledi. 6 günün ardından, ekiplerin yoğun çalışmaları sonucu nihayet Ali'nin üzerine düşen molozlar kaldırıldı. Ancak karşılaştıkları manzara yürekleri dağladı; Ali, ağır yaralıydı. Kolunu ve bacağını kaybetmesine rağmen hayatta kalmayı başarmıştı.
Kurtardıktan sonra hastaneye kaldırılan Ali, bu süreçte yaşadığı travmayı, “Hala hayattayım” diyerek dile getirdi. Onun bu pozitif bakış açısı, hastane odasında ziyaret edenler için umut kaynağı oldu. Sağlık ekibi, Ali’nin fiziksel yaralarının yanı sıra ruhsal durumuna da büyük önem veriyor. Ailesiyle ilgili bilgi almak için sürekli sorgulama yapıyor. Yüzündeki hafif gülümseme, yaşam enerjisini ve sabır dolu ruhunu korumaya çalıştığını gösteriyor. Ali’nin hikayesi, tüm dünya tarafından takip ediliyor. Sosyal medyada birçok insan, onun azmiyle ilgili paylaşımlar yaparak desteklerini gösteriyor. “Sadece bir bacak kaybettim, bu hayatta daha çok şeyim var” diyerek çevresine cesaret vermeye çalışıyor.
Depremin etkisi ilk başta bir felaket olarak görünse de, Ali gibi bireylerin azmi karşısında daha fazla şey ifade ediyor. Ali’nin yüreklere işleyen hikayesi, umut ve dayanıklılık konusunda birçok insana ilham kaynağı oldu. Bu olay, sadece bir kişinin hayatını değil, aynı zamanda onu destekleyen ailelerinin ve çevresinin de farklı bir bakış açısıyla hayata tutunmalarına neden oldu.
Ali’nin annesi de, oğlunun yaşadığı travmaya rağmen gösterdiği mücadele ile gurur duyduğunu belirterek, “Oğlumu kaybetmedim, o hala benimle. Hayatta olduğu sürece, her şeyin üstesinden gelebiliriz” dedi. Ali’nin ailesi, başta büyük bir korku içinde olsa da, oğlu için her şeyin daha iyi olacağına dair umudu hiçbir zaman kaybetmiyor.
Ali’nin iyileşme sürecinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak destek alması için doktorları tarafından özel bir rehabilitasyon programı uygulanıyor. Bu programa dahil olan psikologlar, Ali’nin yaşadığı kayıplarla başa çıkması ve yeniden topluma kazandırılması için gerekli adımları atmasına yardımcı olmaya çalışıyorlar. Hızla süren tedavi süreci, hem ailesinin hem de sağlık çalışanlarının katkısıyla daha pozitif bir hale bürünüyor. Ali’nin azmi ve iradesi, tüm bu sürecin olumlu geçmesinde büyük rol oynuyor.
Sonuç olarak, Ali Yılmaz’ın hikayesi, deprem sonrası yeniden doğma arzusunun ve azmin bir sembolü haline geldi. Hayatta kalmak için verdiği mücadele, bizlere yaşamın ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. Kendisi ve durumu hakkında daha fazla bilgi alabilmek için, kamuoyunun ilgisi ve destekleri hala devam ediyor. Ali, ‘Hayatımın sevinci yeniden doğmuştum’ diyerek kendi hikayesini bir umut olarak aktarıyor. Ve onun yaşadığı deneyimler, sadece bireysel bir hikaye değil; aynı zamanda toplumsal bir dayanışmanın ve sevginin de örneği olarak hafızalarımıza kazınacak.